If You Wait ile gelen liste ve satış başarısının ardından üç buçuk sene sonra karşımıza çıkan Truth Is A Beautiful Thing London Grammar’ın ya devam ya da tamam albümü olacağına şüphe yoktu. Ortaya çıkan sonuç ise; yola devam ama çok daha riskli, çok daha zorlu…

Hannah Reid’in insanı karanlığa çeken boğuk ama etkili, güzel değil ama karizmatik bir sesi olduğu konusunda sanırım artık hepimiz hemfikiriz. İşte tam olarak bu sesin etrafında şekillenen Truth Is A Beautiful Thing albümünde London Grammar karşımıza olgunlaşmış ama yine de mutsuz bir tonda çıkıyor. Hannah Reid’in vokali, Dan Rothman’ın gitarı, keyboard ve perküsyon becerileri ile grubun kilit adamı Dot Major üçlüsünden oluşan grubun 2013 çıkışlı ilk albümlerinin ardından ne yapacağı merakla beklenirken albümün ilk single’ı ve aynı zamanda açılış şarkısı olarak da karşımıza çıkan Rooting For You tokat gibi çarptı.

Çıkış albümü demişken, 2 milyondan fazla kopya satan ve içinde Hey Now, Shyer, Metal & Dust, Strong ve Help Me Loose My Mind, Wasting My Years gibi minimal trip hop esintileri, numune de olsa up beat şarkılar, akıcı synth’ler ile harmanlanmanmış fresh bir sound ile hayatımıza giren, 2010’ların en iddialı albümlerinden biri olan If You Wait’in ardından, ilk yeni London Grammar şarkısı olarak gelen Rooting For You güçlü bir ballad olmasına karşın biraz ağır kaçıyor.

İlk risk burada alınıyor ve ne yazık ki tutmuyor. Çünkü aradan geçen 3.5 sene gibi uzun bir sürede hiç yeni bir şarkı yayınlamayıp, yukarıda bahsi geçen şarkılarla ağzımıza bir parmak bal sürdükten sonra neredeyse enstrümansız diyebileceğimiz bir şarkı biraz fazla risk ve iddialı oluyor. Bir diğer örnek ise Wild Eyes, belki de albümün en kötüsü… Sebebi ise, aşırı vokal, az enstrüman! Yani ilk şarkının tam tersi. Bir türlü orta yolu bulamayan sıkıntılı bir başlangıç…

Yok yere güme giden, güçlü dizelere sahip Oh Woman, Oh Man için de ne yazık ki benzer durumlar söz konusu. Hüzün silahı müziğin her zaman tam ortasında duracak kabul, bundan beslenmek de kabul, fakat yalnızca bundan bahsetmek biraz iki yüzlülük gibi gelmiyor mu size de?

Albüm bu kadar kötü mü, nasıl hiç mi güzel şarkı yok? Yapmayın arkadaşlar, olmaz olur mu? Vokalde tok sesli bir kadın, melankolik synth’ler ve gitar üçlüsünden bahsediyoruz. Tabi ki var ama daha önce de söylediğim gibi başlangıcı kötü…

Hell to The Liars gruptan bekleneni tam olarak veriyor. İlk single’ın hemen ardından gelen John Hopkins sihriyle büyüyen Big Picture gerek videosu, gerek sözleri gerekse müziği ile albümün güzel duraklarından… Tabii burada Jon Hopkins’in yanı sıra Paul Epworth ,Greg Kurst gibi prodüktörlerden bahsetmek gerekiyor. Sia, HAIM, Adele gibi isimlerle çalışan ekip, grubun aldığı riskin arkasındaki prodüktörler olarak öne çıkıyor. Zaten bu riski albümü dinlerke çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz, bu yüzdendir ki zaten fevkalade bir şekilde arada kalmış hissediyorsunuz kendinizi.

Birçok kez ebedi aşkın peşinden giderken ölümcül virajların ardından karşılaşılan tuzakların getirdiği duygusal iniş çıkışlardan ziyade inişleri şahit oluyoruz. Bunlardan bir tanesi de Non Believers… Aranan trip hop etkileriniyle sağlam adımlarla başlayan şarkı nakaratı ile beraber “meeah” düzlüğüne girererek diğer şarkılar arasında kaybolup gidiyor…

Deluxe Editon’daki 18 şarkı arasında ilk dinleyişte kendini gösteren Hell To The Liars ve özellikle Everyone Else bir sonraki albüm dinlenirken akıllara gelecek şarkılar arasında olmayı başarıyor.

Albümün ilginç bir özelliği ise ortalardan itibaren kulağa daha bir güzel geliyor oluşu. Şarkıların üzerine adeta çöken yoğun vokal, enstrümanlara biraz daha yer vermesiyle insana nefes alacak alan bırakıyor ve dinlemeyi kolaylaştırıyor. Bunu da Bonnes of Ribbon‘da açıkça fark edebiliyoruz. Neden? Çünkü perküsyon!

Leave That War With Me şarkı olarak parlasa da nedense sözlerinde biraz samimiyetsiz var gibi. Diğer yandan ilk ve son 30 saniyesini attığınızda What A Day albümün gizli cevheri…

Truht Is A Beuatiful Thing iyi ile kötü, doğru ile yanlış, aşk ile nefret, gitmek ile kalmak, mavi cennet ile kırmızı cehennem arasında yoğun bir melankoli sunuyor.

Sizler albümü dinlediniz mi? Düşüncelerinizi aşağıda bizlerle paylaşmayı unutmayın…

DEĞERLENDİRME
Bize Göre
6,5
PAYLAŞ