Geçtiğimiz haftalarda bizlerle olan Melodrama, Lorde ve Lorde’un müziği dediğimiz zaman aklımıza gelen her şeyin en ince detayına kadar düşünüldüğü ve bir sanatçının karakteri bozulmadan müzik tarzı ile nasıl oynanabilir sorusunun cevabını vererek geldi.

Müzikte bir sanatçının sürekli aynı çizgi üzerinde yürümesi bir yerden sonra dinleyicileri boğmaya başlar. Bunun en büyük örneklerinden biri olarak Lana Del Rey’i verebiliriz. Kadın kötü müzik mi yapıyor? Hayır! 3. Albümünde dahi tarzında ufacık bir değişiklik yapmasa da gayet başarılı şarkılarla bizim karşımıza çıkıyor. Peki bu durumdan sıkıldık mı? Evet. Lorde için de bu albüm hangi yolu tercih edeceğini gösterecek önemli bir role sahipti. Kendisi ise bu sınavdan alnının akı ile çıktı.

Albümde açılışı yapan ve Mart ayından beri Lorde’un yeni yüzünün sembolü olan Green Light, albüme de öncülük eden şarkı oluyor. Kişisel olarak bir albümde teklilerin ilk şarkı olmasından hiç hoşlanmam. Ancak Green Light, albümde bizleri nelerin beklediğini doğru bir şekilde ifade edebildiği için çok takılmayacağım bu konuya. Green Light’ın üzerine gelen Sober albümün en parlayan şarkılarından biri. Sober şarkısı Lorde’un karakteri üzerine bir miktar tempo eklenmiş gibi adeta. Şarkı, Lorde gibi garip, Lorde gibi etkileyici.

Sober’da olduğu gibi topu düşürmeden tempoyu arttıran şarkılar arasına Homemade Dynamite ve Supercut’ı ekleyebiliriz. Şarkıların ikisi de birbirinden başarılı. Özellikle Supercut müzikal açıdan Robyn seviyesine kadar yükselebilecek seviyede. Bu da tarz değişikliğine giderek yeni yaptığı şarkıların üzerine 5 beden büyük kaçan sanatçılara kapak olacak niyette. Demek ki doğru bir müzikal karaktere sahipsen her şeyi kendi malına çevirebilirsin.

Albümün kalbini ise albüm çıkmadan önce ballandıra ballandıra övdüğü ve albümdeki en sevdiği şarkılardan biri olduğunu söylediği Liability göğüslüyor. Şarkıyı tekli gibi yayımladığı zaman o ballandırdığı ifadelerin hiçbirini şarkıda hissetmemiştim. Ancak Melodrama’yı baştan sona dinlediğiniz zaman gerçekten şarkının yeri ve önemini anlıyorsunuz.

Bir diğer üzerinde konuşulması gereken şarkı ise Writer In The Dark. Acaba sadece ben mi yoksa başkaları da bu şarkıda Lorde’u Kate Bush’a benzetti mi merak ediyorum (yorumlarda bu konuda tartışabiliriz). Şarkıdan o kadar çok Kate Bush enerjisi aldım ki belki şuan çok büyük laflar edeceğim ama Lorde yeni jenerasyonun Kate Bush’u olabilir mi dedirtti bana. Çok da şaşırmamak gerek buna. İkisi de gariplikten güzellik çıkarmayı becerebilen bir güce sahip sonuçta.

Albümün kapanışını yapan Perfect Places ise bir önceki albümü Pure Heroine’in finalini yapan  A World Alone’un tam tersine yavaşça karanlığa gömülmektense daha çok aydınlığa doğru hareket ederek albüme noktayı koyuyor.

DEĞERLENDİRME
Bize Göre
9,1
PAYLAŞ