Daha üzerinden 14 ay geçmiş  ve  tonlarca ödüle aday gösterilmiş olan Beauty Behind the Madness albümünden sonra bu kadar kısa içerisinde yeni bir  The Weeknd albüme ihtiyacımız var mıydı? Varmış demek ki.

Bundan 6 yıl önce hiç tanık olmadığımız bir RnB, hatta Indie Rock bile diyebileceğimiz türde mixtapeleri ile tanıştık The Weeknd ile. Günümüz müzik dünyasından Drake nasıl bir yol aldıysa aslında o yolu The Weeknd çizmişti diyebiliriz.

The Weeknd’in müziğindeki yüzünü biraz daha popa çevirmesi, onunla birlikte gelen Lana Del Rey ve Lorde gibi isimlerle pop müzikteki hava tamamen değişti. Pop müziğin bir anda karanlık bir yola girme sebebi olan bu isimler her ne kadar müzikteki etiketlemeden kaçınsak da karanlık pop diyebileceğimiz bir kapı açtılar. Şarkıların altyapıları her ne kadar puslu olsa da radyolarda zirveye oynayan ve sözler konusunda eskisi gibi neşe dolu ifadelerden çok hoş olmayan durumlardan bahsedilen bir pop müziğe yön verildi. Bu oluşuma New York Times yazarı Joe Cascarelli’nin çok başarılı bir yorumu var o da “Pretty Songs about unpretty things” diye.

Peki müziğinde bu değişimi yaşayan The Weeknd ne kazandı ve ne kaybetti diye soracak olursak eğer bunun net için en net cevabı hayranları verecektir. The Weeknd, kendisini ilk keşfeden ve hala ilk albümlerini delicesine dinleyen kemik kitlesini kaybetti. Kazandığı ise artık kendisini cool olarak gören büyük bir kitlesi var. Buna çok benzer olay Ellie Goulding için de geçerli. Ve bu iki ismin büyük değişimi tek bir soundtrack albümüne bizleri götürüyor. O da Fifty Shades of Grey.

Fifty Shades of Giray filminin albümünden çıkan iki şarkı da büyük başarı yakaladı. Bunlardan biri The Weeknd’e diğeri ise Ellie Goulding’e ait. İki ismin de müziğindeki değişim tam olarak bu albümden sonra yaşandı diyebiliriz.

Yeni albüm Starboy’a gelecek olursak eğer ilk eleştirim albümün bir önceki albümden çok erken gelmesi ve albümde yer alan bazı şarkıların Beauty Behind The Madness albümüne koyulamayıp buraya eklenen şarkıları oluşturması olacak. Albümde yer alan şarkı sayısı yine insanı yoracak sayıda fazla. Evet, farklı ve çok şarkı çıkması bizim seçenek sayımızı arttırıyor fakat, albüm dediğimiz zaman bir bütünlük oluşturması gerektiğini düşündüğümüzden Starboy bu konuda ne yazık ki kendi açımdan sınıfta kalıyor.

Albümde benim için en yıldızı parlayan ve albümü dinlerken rahat bir nefes almamı sağlayan şarkı I Feel It Coming. Şarkı inanılmaz bir şekilde Michael Jackson referansı taşıyor. Şarkının oldukça başarılı olmasını bir kenara bırakırsak eğer, şarkıyı The Weeknd açısından ele aldığımızda ise bize tüm albümdeki soruyu yeniden tekrar ediyor. The Weeknd kim? Yeni albümleri ile kendisi bizimle arasında bir perde çekerek anlatması pek de tatmin edici gelmiyor.

Starboy albümü Rockin’ ve A Lonely Night bana tekrar tekrar dinleyebileceğim şarkılar sunmasının yanı sıra, birçok elenecek şarkıları kucağıma bırakıyor. Albümde en farklı ve dinlemekten haz verecek şarkı görevini  False Alarm verirken, albümde yer alan Lana Del Rey’in amaçsızca bulunması en büyük fiyasko oluyor.

Kendisinin ikizi olarak gördüğü Lana Del Rey’i albüme davet edip de albümde kendisi ile hiçbir iletişim kurmamış olması gerçekten benim için çok üzücü. Lana del Rey, albüme sadece model olarak gelip orada durmuş gibi adeta.

DEĞERLENDİRME
Bize Göre
5
PAYLAŞ